Uzun bir aradan sonra artık tekrar blogumda birşeyler paylaşmak niyetiyle burdayım yeni arkadaşlarımı beklerim
gönlünüz umman kadar geniş olabilir fikirleriniz samanyolunu galaksileri belki kendine ram yapar yükseklere kanat çırpmak içinizden gelebilir ama kayıtlardan ne yaparsanız yapın kurtulamazsınız insan...
Şöyle bir göz gezdirdim blog sayfama epeyce şeyler ifade etmişim kendi çapımda meşale olayım diye ilkeli seviyeli yazılar yazmışım fakat gelin görün ki vefa gösterememişim değerli...
zifri karanlıklarda bir de körseniz ne göreceğinizi düşünebilirsiniz.? bilinmeyenler.... zaman denen göreceli ve afaki buudlarla şekilenen bir mevhum mudur ki; kader bilmecesi cüz-i iradenin külli iradeye...
sabır ve sebat büyük engellerde ortaya çıkar direnç ve moral hayatın zorluklarında yaşamı derinden sarsarak ehramları başımıza yıkasada çileler olgunlaşmak için bizim kaderimizde bize sunulan...
halka ve halkın hakkına tecavüz belanın davetiyesidir. bela ve mihnet oklarının hedefi zulüm ve hakkın hukukunu çiğneyen herkes için gazab-ı ilahinin ve esma-i ilahinin öfkeye tekabul...
Gemileri yakmak karar vermek ve doğrulukta sadakat ''festakiym kema umirte'' nidalarının omuzlarınıza koyduğu ağırlık altında ezilmek ve sizi yaşlandırmasına seyirci kalmak mı ki hayat; çok...
Heceler ve sesler kelimeye yüklediğimiz manalar derinleştikçe, ruhumuzun iştiyak ve çığlıklarını, ne anlamlandırır ki ? Bence hiç, koca bir hiç, çaresizlikler salınsa üstünüze, üstünüze korkularınız devşirir mi...
neleri bıraktık kı gerilerde bir hazan oldu sensizlik katreler ummanlarda kayboldu ezanda sesizlik gayret kuşağımız kemer besteyi ubudiyettir meramım yakamadım seninle nerede gönül cerağım Ey levlake sultanı...
uzun bir ara ver bölük pörçük dağılan işlerden sonra ilk kez dolaşıp yorum bırakabildim beni ziyaret edip yorumlarını esirgemeyen bütün arkadaşlara sonsuz teşekkür ve selam...